Arafat’ta Vakfe Yapmak

1- Hacı Arafat’a vardı mı eğer imkan bulursa zeval vaktine kadar Nemire denilen yerde konaklaması müstehabtır. Çünkü Peygamber Salallahu aleyhi vesellem böyle yapmıştır.1 Eğer orada konaklama imkanını bulamazsa Arafat’ta konaklamasında bir mahzur yoktur.
2- Güneş zevale erdikten sonra imamın (İslam devlet başkanının, halifenin) yahut onun vekilinin bugün ve daha sonrası için hacının yapması meşru kılınan hususları açıkladığı bir hutbe vermesi sünnettir. Bu hutbesinde onlara Allah’tan korkup takvalı olmalarını, O’nu tevhid etmelerini, bütün amellerini yalnız O’nun için ihlas ile yapmalarını emreder. Yüce Allah’ın haram kıldıklarını işlemekten onları sakındırır, yine bu hutbesinde Allah’ın kitabına ve Peygamberinin sünnetine sımsıkı sarılmalarını, onların gereğince hüküm vermelerini, bütün hususlarda kitab ve sünnetin hükmüne başvurmalarını tavsiye ve emreder. Bütün bu hususları Peygamber Salallahu aleyhi vesellem’e uyarak yerine getirir. Hutbeden sonra öğle ve ikindi namazlarını öğle namazı vaktinde tek bir ezan ve iki ikamet ile kasr ve cem ile (ikişer rekat ve aynı vakitte arka arkaya) kılarlar. Çünkü Peygamber Salallahu aleyhi vesellem böyle yapmıştır.2
3- İmam (İslam devlet başkanı) ile namaz kılamayan bir kimse güneşin zevale ermesinden sonra az önce geçtiği üzere öğle namazının vaktinde öğle ve ikindi namazlarını hem cem, hem de kasr ile başka bir cemaatle birlikte kılar.
4- Daha sonra eğer Arafat’ın vakfe yapılan yerinde değil ise, vakfe yapılacak yere yerleşir. Vakfe yapılacak yerin sınırlarından emin olmaya ve bu sınırların içinde kalmaya dikkat eder. Efdal olan Cebel-i Rahme’yi -eğer imkan bulursa- kendisi ile kıble arasında bırakmasıdır.3 Şâyet Cebel-i Rahme’yi önüne alarak kıbleye yönelme imkanını bulamazsa Cebel’i kıblesine almasa dahi kıbleye yönelir. Çünkü Peygamber Salallahu aleyhi vesellem şöyle buyurmuştur:
“Ben burada vakfe yaptım. Bununla birlikte Arafat’ın tümü vakfe yapılacak yerdir. Ancak Urene vadisinin iç tarafından yukarılarda durulur.”4
5- Bu büyük ve azametli vakfe yerinde hac yapan kimsenin Allah’ı çokça zikretmesi, O’na çokça dua edip yalvarıp yakarması gerekir. Peygamber Salallahu aleyhi vesellem’e uyarak dua ettiği vakit ellerini kaldırır. Peygamber zevalden sonra ellerini havaya kaldırarak olanca gayretiyle dua edip vakfe yapmıştır. Usame Radiyallahu anh dedi ki: “Ben Arafat’ta Peygamber Salallahu aleyhi vesellem’in bineğinin arkasına binmiştim. Ellerini kaldırarak dua etti. Devesi hafif yana kayarak yuları düştü. Bir eliyle yularını tutarken, diğer elini yukarıya kaldırmıştı.”5 “Peygamber güneş batıncaya ve gurubtaki sarılık az miktar kayboluncaya kadar vakfe halinde dua edip durdu.”6
Peygamber, dua etmeleri için ümmetine teşvikte bulunmuş ve bu konuda onları gayrete getirmeye çalışmıştır:
“En hayırlı dua Arafe günü yapılan duadır. Benim de, benden önceki peygamberlerin de söyledikleri en hayırlı söz ise:
La ilahe illallahu vahdehu la şerike leh. Lehu’l-mülkü ve lehu’l-hamdu ve huve ala külli şeyin kadir: Allah’tan başka hiçbir ilah yoktur. O bir ve tektir. Onun ortağı yoktur. Mülk yalnız O’nundur, hamd yalnız O’nadır. O herşeye güç yetirendir, sözleridir.”7
Yine Peygamber Salallahu aleyhi vesellem şöyle buyurmuştur:
“Yüce Allah’ın Arafe gününden daha çok cehennem ateşinden kul azad ettiği başka bir gün yoktur. O bugünde yaklaşır, sonra orada (vakfe yapanlar) ile meleklere karşı övünerek: Bunlar ne istedi? diye buyurur.”8
O halde hacının bu büyük fırsatı kaçırmaması gerekir. Çokça zikir, dua, tesbih getirmeli, çokça hamdetmeli, çokça tehlil getirmeli (lâ ilâhe illallah demeli)dir. Tevbe etmeli, Allah’tan mağfiret dilemeli ve bu halini güneş batıncaya kadar sürdürmelidir.9
Daha efdal olan Peygamber Salallahu aleyhi vesellem’e uyarak oruç tutmamalıdır. Çünkü bu günde Ümmü el-Fadl kendisine devesi üzerinde vakfe yaparken bir tas süt göndermiş ve o da bu sütü içmiştir.10
6- Güneş batıp, battığından emin olununca hacılar sükûn ile ağırbaşlılık ile Müzdelife’ye gitmek üzere yola koyulurlar. Çokça telbiye getirirler. Geniş olan yerlerde hızlıca yol alırlar. Çünkü Peygamber Salallahu aleyhi vesellem böyle yapmış ve: “Ey insanlar! Sükûneti muhafaza ediniz, sakin olunuz.” diye buyurmuştur.11
Develerin şiddetli bir şekilde koşturulmak istendiğini, onlara vurulduğunu ve yüksek sesleri işitince de şöyle buyurmuştur:
“Ey insanlar! Sükûnetle yol almaya bakınız. Çünkü develeri hızlıca koşturarak çabuk gitmeye kalkışmak iyilik değildir.”12
Burdan hareketle Ömer b. Abdüllaziz Arafat’ta hutbe verdiğinde şunları söylemişti: “(Hayırlarda) ileri giden devesi ya da atı öne geçen değildir. İleri giden kendisine günahlarının bağışlandığı kimsedir.” 13
7- Nahr (kurban bayramı birinci günü) fecri doğuncaya kadar Arafat’ta vakfe zamanı kaçırılmış olmaz. Çünkü Abdu’r-Rahman b. Ya’mer’den şöyle dediği rivayet edilmiştir: Rasûlullah Salallahu aleyhi vesellem Arafat’ta vakfe yaparken yanına Necid ahalisinden bir takım kimselerin geldiğine ve Ey Allah’ın Rasûlü, hac nasıldır dediklerine tanık oldum. O şöyle buyurdu:
“Hac, Arafat(da vakfe yapmak)tır. Buna göre kim cem’ (Müzdelife) gecesi sabah namazından önce (Arafat’a) gelebilirse onun haccı tamamdır.”14
Urve b. Mutarrif dedi ki: Rasûlullah Salallahu aleyhi vesellem’e Müzdelife’de namazdan çıktıktan sonra vardım ve:
Ey Allah’ın Rasûlü dedim, ben Tay dağından geliyorum. Bineğimi alabildiğine yordum, kendimi de çok yordum. Allah’a yemin ederim ki, üzerinde vakfe yapmadık hiçbir tepe bırakmadım. Benim haccım oldu mu? Rasûlullah Salallahu aleyhi vesellem şöyle buyurdu:
“Kim bizim bu namazımızda bulunur, bizimle birlikte burdan ayrılıncaya kadar vakfe yapar ve daha önce de gece ya da gündüz Arafat’ta vakfede bulunmuş ise o kimse haccını tamamlamış ve ibadetini tamamlayıp, kir pasından kurtulmuş olur.”15
Nahr günü (kurban bayramı birinci günü yani zülhiccenin onuncu günü) tan yeri ağarıp da hac etmek isteyen eğer Arafat’ta vakfe yapmamış ise o kimse haccı kaçırmış olur. Eğer ihrama girdiği sırada: “Eğer beni bir husus alıkoyacak olursa ihramdan çıkışım beni alıkoyacağın yer olsun” diye şart koşmuş ise ihramından çıkar ve herhangi bir şey yapması gerekmez. Şâyet şart koşmayıp, Arafat’ta vakfeyi kaçırmış ise umre yaparak ihramından çıkar, tavaf ve sa’y yapar, saçlarını traş eder ya da kısaltır. Şâyet beraberinde hediye kurbanı getirmiş ise onu keser ve bir sonraki sene hacceder, hediye kurbanını keser.”16 Nitekim Ömer b. el-Hattab Radiyallahu anh bu hususta Ebu Eyyub el-Ensari ile Hebbar b. el-Esved Allah ikisinden de razı olsun’e böylece fetva vermiştir.17
Haccını kaza etme yükümlülüğü olmadığı sadece umre yaparak ihramından çıkacağı ve hediye kurbanını keseceği de söylenmiştir. Ancak farz olan haccı eğer eda etmemiş ise, ona hac etmek önceden farz olduğundan dolayı daha sonra hac yapar.18

PANORAMİA