


(( اَللَّهُمَّ شَفِّعْ فِيَّ نَبِيَّكَ.اَللَّهُمَّ شَفِّعْ فِيَّ مَلاَئِكَتَكَ وَعِباَدَكَ الْمُؤْمِنِينَ.اَللَّهُمَّ شَفِّعْ فِيَّ أَفْراَطِي ))
"Allahım!Peygamberini bana şefaatçi kıl.Allahım!Meleklerini ve mü'min kul-larını bana şefaatçi kıl. Allahım! Ölen küçük çocuklarımı bana şefaatçi kıl."
İster peygamberler olsun, ister başkaları olsun,ölenlerden ne şefaat,ne de başka bir
şey istenir.Çünkü bu, meşrû değildir.
Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem-'in istisnâ kıldığı şeyler dışında ölünün bütün ameli kesilmiştir.
Müslim'in Ebû Hureyre'den-Allah ondan râzı olsun-rivâyet ettiği hadîste, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmakta-dır:"Âdemoğlu öldüğü zaman, üç şey dışında bütün ameli kesilir: (Bu üç şey) Sadaka-i Câriye,faydalı ilim ve kendisi-ne duâ eden hayırlı evlât."
Hayattayken gücü yettiği ve kıyâmet gününde de Allah Teâlâ kendisine izin vereceği için Peygamber-sallallahu aleyhi ve sellem-'den şefaat dilemek câizdir.Çünkü Peygamber-sallallahu aleyhi ve sellem- Rabbinin huzuruna durup şefaat isteyen için şefaat dileyemeye gücü yeter.Dünyada ise bilinen bir şeydir.Şefaat Peygamber-sallallahu aleyhi ve sellem-'e has değildir.Bilakis şefaat, Peygamber-sallallahu aleyhi ve sellem- ve başkası için geneldir.Örneğin bir müslü-manın kardeşine şöyle demesi câizdir:
"Bu işimde Rabbime karşı bana şefaatçi ol" yâni "Benim için Allah'a duâ et".
Aynı şekilde kendisinden duâ etmesi istenen kimse, istenen şeyin Allah'ın mübah kıldığı bir şey ise, o kardeşi için
Allah'a duâ edip şefaat istemesi câizdir.
Kıyâmet gününde ise, Allah Teâlâ'nın izni olmadan hiç kimse başkasına şefaat etme yetkisine sahip değildir.Nitekim Allah Teâlâ bu konuda şöyle buyurmaktadır:
[سورة البقرة من الآية:255]
"O'nun (Allah'ın) izni olmadıkça O'nun yanında kim şefaat edebilir? 2
Peygamber-sallallahu aleyhi ve sellem-'in istisnâ kıldığı durum dışında, bütün amellerin kesildiği, insanın işlediği ameliyle başbaşa kalacağı durum olduğundan dolayı, ölüm hâli hiçbir zaman insanın ölümünden önceki veya yeniden dirilişten sonraki hayatla bir tutulması câiz değildir. Ölüler-den şefaat istemek, Peygamber-sallallahu aleyhi ve sellem-'in istisnâ kıldığı hâllerden değildir.Dolayısıyla bu hâl ile ölümden sonraki hâli bir tutmak câiz değildir.
Şüphesiz ki Peygamber-sallallahu aleyhi ve sellem-'in ölümünden sonraki hayatı, berzâh hayatıdır.Bundan dolayı ölümdem önceki hâli, ölümden sonraki hâli ile bir tutulması asla câiz değildir.Bu hayat, şehîdlerin hayatından daha kâmil bir hayattır.Ancak ölümden önceki veya kıyâmet günündeki hayat cinsinden bir hayat değildir.Bilakis bu hayatın hakikat ve keyfiyetini Allah Teâlâ'dan başka kimse bilemez.Bundan dolayı daha önce geçen hadîste Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-:"Her kim, bana selâm verirse, onun selâmını almam için Allah bana rûhumu iâde eder ve onun selâmını alırım" buyurmaktadır.
Bu hadîse göre Peygamber-sallallahu aleyhi ve sellem- vefât etmiş,rûhu bedeninden ayrıl-mıştır.Ancak selâm ânında rûhu kendisine geri iâde edilir.Kur'an ve sünnette O'nun vefât ettiğine delâlet eden âyet ve hadîsler bilinmekte olup ilim ehlinin görüş birliği ettikleri bir husustur.Ancak bu,Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'in berzâh hayatına engel değildir.Aynı şekilde şehîdlerin ölümü de Kur'an'da belirtilen berzâh hayatlarına engel değildir.Nitekim Allah Teâlâ bu konuda şöyle buyurmaktadır:
[سورة آل عمران الآية :169]
"-Ey Muhammed-Allah yolunda öldürü-lenleri -hiçbir şey hissetmeyen- ölüler sanma.Bilakis onlar, (berzâh hayatı yaşayan) diridirler, (yolunda cihâd ederek öldükleri) Rableri katında,(cennette) rızık-lanmaktadırlar." 3