Hacı nahr günü Mina’ya ulaştığı takdirde daha faziletli olan şu dört işi aşağıdaki sıraya göre yapmasıdır:
1- Akabe cemresi (büyük şeytan) yanında telbiye getirmeye son verir.1 Mina’yı sağ tarafına, Kabe’yi sol tarafına ve Akabe cemresini önüne alması müstehabtır. Bundan sonra arka arkaya oraya yedi taş atar. Herbir taşı atarken elini kaldırır ve tekbir getirir.2 Hacının kurban bayramı birinci günü kuşluk vaktinde taş atması müstehab olan biricik cemre budur. Diğer günlerde ise her üç cemreye de zevalden sonra taş atılır. Cabir Radiyallahu anh’dan şöyle dediği rivayet edilmektedir: “Rasûlullah Salallahu aleyhi vesellem nahr günü kuşluk vakti (Akabe cemresine) taş attı. Bundan sonra ise güneş zevale erdikten sonra (cemreleri taşladı).”3 Akabe cemresi ise Mekke tarafındaki son cemredir.
2- Hacı Akabe cemresine taş attıktan sonra hediye kurbanını ya da kurbanlığını keser. Bu ise bir koyun, bir devenin ya da bir inek türünün yedide biridir. Temettu ve kıran haccı yapan kimse için bu, vacibtir. Çünkü yüce Allah şöyle buyurmuştur:
”...Kim hac zamanına kadar umreden faydalanmak isterse kurbandan kolayına geleni kessin. Fakat kim bulamazsa hac günlerinde üç, (memlekete) döndüğünüz vakit de yedi gün olmak üzere tam on gün oruç tutsun. Bu aile ikametgahı Mescid-i Haram’da olmayanlar içindir.” (Bakara, 2/196)
Hediye kurbanını keserken:
“Bismillahi vallahu ekber, Allahumme minke ve leke. Allahumme tekabbel minnî: Allah’ın adıyla, Allah en büyüktür. Allah’ım (bu) sendendir ve senin içindir. Allah’ım benden kabul buyur.”demesi müstehabtır.4 Koyun ve inek türlerinin sol yanları üzere Ka’be’ye yöneltilmiş olarak kesilmeleri, develerin ise ön sol ayakları bağlanmış olarak ayakta boğazlanmaları sünnettir.5 Hediye kurbanından yemesi, hediye vermesi ve sadaka vermesi müstehabtır. Çünkü yüce Allah: “Artık onlardan yiyin ve eli dar olan fakire de yedirin.” (el-Hac, 22/28) diye buyurmaktadır. Sahih olan görüşe göre kurban kesme zamanı Teşrik günlerinden (zülhiccenin) onüçüncü günü güneş battığı vakte kadar devam eder.6 Efdal olan Mina’da kurbanını kesmesidir. Mekke’de kesmesi de caizdir. Çünkü Peygamber Salallahu aleyhi vesellem şöyle buyurmuştur:
“Arafe’nin her tarafı vakfe yapılacak yerdir. Mina’nın her tarafı da kurban kesilecek yerdir. Müzdelife’nin her tarafı vakfe yapılacak yerdir. Mekke’nin dağları arasındaki geçitlerin hepsi de hem yoldur, hem de kurban kesilecek yerdir.”7
3- Haccın kurbanlığını kestikten sonra başını traş eder ya da saçlarını kısaltır. Traş erkekler için daha faziletlidir. Çünkü Peygamber Salallahu aleyhi vesellem başlarını traş edenlere üç defa rahmet ve mağfiret ile dua etmiş, saçlarını kısaltanlara ise sadece bir defa dua etmiştir.8 Kadın ise saçlarını sadece kısaltmakla yükümlüdür. O saçlarının herbir tarafından bir parmak ucu ya da daha az bir miktar kısaltır. Akabe cemresinin taşlanmasından, saçların traş edilip ya da kısaltılmasından sonra ihramda olan kimseye ihram sebebiyle haram olan her şey -kadınlar dışında- helal olur. Bu şekilde helal olmaya “birinci tehallül” denilir.
Birinci tehallül gerçekleştikten sonra koku sürünmesi müstehabtır. Çünkü Aişe radiyallahu anha şöyle demiştir: “Ben Rasûlullah Salallahu aleyhi vesellem’e ihrama girdiği vakit koku sürerdim. İhramdan çıktıktan sonra Beyti tavaf etmeden önce de koku sürerdim.”9 Temizlenip en güzel elbiselerini giyinmesi müstehabtır.
4- Sözü geçen işleri yaptıktan sonra hacı Beytullahı tavaf etmek üzere Mekke’ye yönelir. Bu tavafa “ifada tavafı” ve “ziyaret tavafı “adları verilir. Haccın rükünlerinden birisidir. Yüce Allah’ın:”Sonra kirlerini gidersinler, adaklarını yerine getirsinler ve Beyt-i Atik’i (Kâbe’yi) tavaf etsinler.” (el-Hac, 22/29) buyruğunda kastedilen budur. Bu tavafı, daha önce sözü edilen tavaf ile bütünüyle aynıdır. Şu kadar var ki bu tavafta remel ve ıdtıba’ yoktur.
Daha sonra Makam-ı İbrahim’in arkasında iki rekat namaz kılar. Zemzemden su içmesi de müstehabtır. Çünkü Peygamber Salallahu aleyhi vesellem de böyle yapmıştır.10
Tavaftan ve iki rekat namaz kıldıktan sonra eğer temettu haccı yapan birisi ise Safa ile Merve arasında sa’y eder. Çünkü daha önce yaptığı sa’y umre içindi. Bu ise haccın sa’yidir. Çünkü Aişe radiyallahu anha’nın Peygamber Salallahu aleyhi vesellem’in Veda Haccı hakkında şöyle dediği sabittir: “...Daha sonra umre yapmak üzere ihrama girmiş olan kimseler Beyti tavaf ettiler. Safa ile Merve arasında sa’y ettiler, sonra da ihramdan çıktılar. Daha sonra Mina’dan döndükten sonra hac için bir başka tavaf yaptılar. Hac ile umreyi birlikte yapmış olanlar ise sadece bir tavaf yaptılar.”11
“Bir başka tavaf” ifadesi ile en sahih açıklamaya göre Safa ile Merve arasındaki sa’y etmeyi kastetmektedir. Çünkü ifada tavafı, bütün hacılar için bir rükündür ve bunu yerine getirmişlerdir. Bu açıklamanın doğruluğuna bir diğer delil de Buhari’nin kesin ifade (cezim sîgasıyla) ile muallak bir rivayet olarak İbn Abbas radiyallahu anhuma’dan kaydettiği şu rivayet delil teşkil etmektedir: Ona temettu haccı hakkında soru sorulunca şu cevabı vermiştir: Muhacirler, ensar ve Peygamber Salallahu aleyhi vesellem’in hanımları Veda Haccı sırasında ihrama girdiler. Biz de ihrama girdik. Mekke’ye geldiğimizde Rasûlullah Salallahu aleyhi vesellem şöyle buyurdu:
“Sizin hac için ihrama girişinizi umre olarak yerine getiriniz. (Beraberinde) hediye kurbanlıkları getirip, onlara gerdanlık takanlar müstesna.” Bunun üzerine biz de beyti ve Safa ile Merve arasını tavaf ettik. Hanımlara yaklaştık, elbiseler giyindik. Yine (Peygamber) şöyle buyurdu:
“Her kim hediye kurbanlıklarına gerdanlık takmış ise artık hediye kurbanlıkları yerine ulaşıncaya kadar o ihramdan çıkamaz.” Daha sonra bize terviye günü öğleden sonra hac için ihrama girmemizi emretti. Hac menasikini bitirdikten sonra geldik Beyti ve Safa ile Merve arasını tavaf ettik... diye hadisi nakletmektedir.12
İşte bu ifade temettu haccı yapan kimsenin iki defa (Safa ile Merve arasında) sa’y yapacağını açıkça göstermektedir. Doğrusunu en iyi bilen Allah’tır.13
Kıran ya da ifrad haccı yapan kimse ise sadece bir tane sa’y yapar. Eğer kudum tavafından sonra bu sa’yi yapmış ise ifada tavafından sonra sa’y yapmasına gerek yoktur. Yapmamışsa ifada tavafından sonra sa’y yapar.14
İkinci tehallül (nihai olarak ihramın sona ermesi)ün kendisi ile gerçekleştiği ameller üç tanedir: Akabe cemresini taşlamak, saçları traş etmek veya kısaltmak, sa’y yapmakla yükümlü olan kimselerin ifada tavafından sonra sa’y yapması. Bu üç ameli yerine getirdikten sonra ihram sebebiyle kendisine haram olan her şey -kadınlar dahil- helal olur. Bunlardan ikisini yapan kimse için ihram sebebiyle haram olan her şey -kadınlar dışında- helal olur ve buna önceden de geçtiği gibi “birinci tehallül” adı verilir.15
Hac eden kimse için daha faziletli olan, sözü geçen bu dört işi şöylece sıralamasıdır: Akabe cemresine taş atmak, sonra kurban kesmek, sonra saçları traş etmek yahut kısaltmak, bundan sonra da Beyti tavaf etmek, temettu haccı yapan kimse için de daha sonra sa’y etmek. Kıran haccı ile ifrad haccı yapan kimseler de eğer kudum tavafından sonra sa’y etmemişlerse onlar da sa’y ederler.
Eğer bu işlerden birini diğerinden önce yapacak olursa onun için bir sakınca yoktur ve bu da onun için yeterli olur. Çünkü Peygamber Salallahu aleyhi vesellem’e bu hususta ardı arkasına sorulan sorulara verdiği cevabta müsaade ettiği sabit olmuştur. Bir adam kendisine gelerek:
“Farkına varamadan kurbanımı kesmeden önce saçlarımı traş ettim”, dedi. Peygamber:
“Kurbanını kes, bir mahzuru yoktur” diye cevab vermiştir.
Bir diğeri gelerek:
“Farkına varamadan cemreye taş atmadan kurbanımı kestim”, diye sormuş. Peygamber Salallahu aleyhi vesellem:
“Cemreye taş at, bir mahzuru yoktur.” diye cevab vermiştir.
Bir başkası gelerek:
“Cemreye taş atmadan saçlarımı traş ettim”, diye sormuş, Peygamber:
“Taş at, bir mahzuru yoktur” diye buyurmuştur.
Bir diğeri gelerek:
“Ben taş atmadan Beyte gidip tavaf ettim”, diye sormuş, Peygamber:
“Taş at bir mahzuru yoktur” diye cevab vermiştir. O gün Peygamber Salallahu aleyhi vesellem’a önce yapılan ya da sonraya bırakılan herbir iş için ne kadar soru sorulduysa mutlaka:
“Yap, bunda bir sakınca yoktur” diye cevab vermiştir.16
Bir başkası:
“Akşamdan sonra cemreye taş attım”, diye sormuş, Peygamber:
“Sakıncası yoktur” diye cevab vermiştir.17
Bir diğeri:
“Ey Allah’ın Rasûlü, tavaf etmeden önce sa’y ettim”, diye sormuş, Peygamber:
“Sakıncası yoktur” diye buyurmuştur.18
Bütün bunlar bu hususlarda kolaylık sağlamanın, yumuşaklıkla, merhametle muamele etmenin delilleri arasındadır. Yüce Allah’a hamdolsun.