1- Geri dönmekte elini çabuk tutar ve ihtiyacı olmaksızın kalmayı uzatmaz. Çünkü yolculuk azabtan bir parçadır.
2- Yolculuk duasını okur ve ona:
“ ‘Âyibûne, tâibûne, âbidûne lirabbinâ hâmidûn.”
: “Döndük, tevbe ediyoruz. Rabbimize ibadet edenler ve hamdedenleriz.”
3- Yerin herbir tümseği üzerine çıkarken üç defa tekbir getirir, sonra da şunları söyler:
“La ilahe illallahu vahdehu la şerîkeleh, lehul mulku ve lehul hamdu ve huve alâ küllî şey’in kadir, âyibûne, tâibûne, âbîdûne, sâcidûne lirabbinâ hâmidûn, sadakallahu va’deh, ve nasara abdeh, ve hezemel ahzâbe vahdeh.”
: “Allah’tan başka hiçbir ilah yoktur. O bir ve tektir. O’nun ortağı yoktur. Mülk yalnız O’nundur, hamd yalnız O’nadır. O herşeye güç yetirendir. Döndük, tevbe ettik. Rabbimize ibadet edenleriz, secde edenleriz, hamd edenleriz. Allah vaadini gerçekleştirdi, kuluna yardım etti ve tek başına bütün fırkaları hezimete uğrattı.”
4- Kitabın baş taraflarında altıncı bahiste sözü edilen sefer adabına riayet eder.
5- Beldesini gördüğü vakit:
“ ‘Âyibûne, tâibûne, âbidûne lirabbinâ hâmidûn.”
: “Döndük, tevbe ettik. Rabbimize ibadet edenler ve hamd edenleriz.” Bu sözleri beldesine girene kadar tekrarlar.
6- Ne zaman geleceğini haber vermediği sürece geceleyin ailesinin yanına varmaz.
7- Kendi beldesine ya da mahallesine girdiği vakit önce mescide gider, orada iki rekat namaz kılar.
8- Kendisini karşılayan çocuklara güzel sözler söyler, iyilikte bulunur.
9- Hediye vermek müstehabtır. Çünkü hediye kalbteki olumsuz duyguları giderir, sevgiyi getirir.
10- Yolculuktan dönenlerin kucaklaşıp sarılmaları, karşılaşma esnasında da musafaha yapmaları müstehabtır.
11- Yolculuktan dönüldüğü vakit arkadaşları toplayıp onlara bir yemek ziyafeti vermek müstehabtır.1