


16'ıncı yüzyıldan bu yana Müslümanlar'ın Esma- ül Hüsna, yani Allah'ın 99 ismini zikretmek için kullandığı boncuk dizisi olarak biliniyor. Oysa boncuk dizinin doğru adı 'Subha' dır; yani kendisiyle tespih edilen taneler... Tespih, Türk Dil Kurumu (TDK) sözlüğündende ise şöyle tanımlanıyor: "Suphanallah"sözünü söyleme.
Ancak bu yanlış, artık gereksiz bir tartışmadan öteye geçmeyecek kadar kabul edilmiştir. Öyleki TDK sözlüğü, tespihin açıklamasının karşısına galat-ı meşhuru yani yaygın olanı da ikinci tanım olarak olarak almak zorunda kalmış: Belirli dini sözleri tekrarlamak veya elde oyalanmak için kullanılan, türlü maddelerden boncuk biçiminde yapılmış, genelde 33 veya 99 taneden oluşmuş dizi.
Tespihle ilgili araştırma yaparken karşımıza çıkan bu bilgiler bizi asıl konudan uzaklaştırır gibi görünse de aslında halkımızın hem de yüzlerce yıldır tespih olarak adlandırdığı boncuk dizisiyle ilgili bir yazının kaçınılmaz girişiydi. Çünkü tespih gerçekte, Allah'ın varlığı ve eserleri karşısında duyulan hayreti ifade eden "Suphanallah" sözünün her namazdan sonra 33 defa söylenmesidir. İslamiyet'in başlangıcında parmak eklemleriyle yapılan bu ibadet biçimi ancak 16'ncı yüzyıldan sonra yerini günümüzde tespih olarak adlandırdığımız boncuk dizisine bırakmıştır. İşte bizim yazımızın konusu da 16'ncı yüzyıldan bu yana Müslümanlar'ın her namazda kullanageldiği boncuk dizisiyle ilgili. Tespih sadece İslamiyet'te değil, 100 tanelisi Budist ve Hindu kültürlerinde, daha eski uzakdoğu dinlerinde de yaygın biçimde görülüyor. Katolik Hristiyan dünyada 64 taneli tespihler önemli bir ibadet aracı. Ortadokslar ve Protestanlar'ın yanı sıra Museviler de tespih kullanıyor. Ancak İslam dünyasının özellikle Türkler'in tespihi sanata dönüştürdüğü biliniyor. Türkler için tespih, ipe dizili boncuk tanelerinden çok daha fazlası. Tespihler, malzemesine, tanelerin tornadan çekiliş tarzına ve onu imal eden ustaya göre ayrı ayrı değerler ifade ediyor. Tespihin her tanesi ayrı ayrı işlenip deliniyor. İmame, durak, tepelik, pul, kamçı gibi tamamlayıcı parçaların, tespih tanelerindeki biçim ve boylarla ahenk sağlamasına özen gösteriliyor. Mesela imame boyunun, beş tane boyundan kısa veya altı tan boyundan uzun olmamasına özen gösteriliyor.

İslam dünyasında 33 ve 99 taneli tespihler kullanılıyor. 99'lu olanlarda, her 33 tanenin arasına takılan ve bunları birbirinden ayıran taneye"nişane", iki ucun ipini bir araya getiren uzunca yassı taneye "imame" deniliyor. İmamenin tepesine takılan mercimek büyüklüğündeki ipliğe takılan nişaneye benzer, fakat deliği ikili olan parçaya da "tepecik"adı veriliyor. Tespih yapımı sözcüğün gerçek anlamıyla el emeği göz nuru istiyor. Çünkü her bir boncuğun aynı boyda olması ve aynı biçimde delinmesi gerekiyor. Değişik şekillerde yapılan tespihler, başlıca yuvarlak, beyzi(oval),ş algami, armudi, yarım beyzi, yassıca yuvarlak gibi isimler alıyor...
Osmanlı'da tespihler kullanım alanlarına göre, padişah, vüzera(vezirler), bakanlar, zengin ve fukara tespihleri olarak adlandırılıyordu. Kehribardan akiğe, mercandan sedefe, yeşimden oltuya kadar pek çok değerli taş ya da bağa (kaplumbağa kabuğu) ve narçin (hindistan cevizi)
gibi malzemeler, abanozdan zeytin ağacına kadar birçok ağaç türü, tespihe malzeme olagelmiştir.
Gerçi bu zanaata kendisini adayan ustalar da pek çok güzellik gibi yavaş yavaş kayboluyor. Yine de bu sanatın son temsilcileri, Eskişehir, Erzurum, Mardin, İznik, İstanbul'da hala sabırlarını sanata dönüştürüyor.